Boşluk bakışımızın biçimini alıyor…

O zaman, tüm gerçekler artık anlamsızlaşıyor. Sen bir tokat gibi yapıştırmışsındır cevabını. Bencilsin. (24 Aralık 2007 04:24:19) Nutkumuz tutulurdu. Bir anda duraksar ve sorardık: biz ne yapıyoruz... (29 Aralık 2007 01:27:10) Sarılıp bir umutsuzluğa, geceyi sayardık yıldız, yıldız. Yıldızlar bitmezdi, gece de bitmedi.

Şaşkındık. Sanki tek ayak üzerinde durmamız gerekiyordu ama biz bulamıyorduk; bizi sen yapan o duyguyu içimizde artık. (31 Aralık 2007 04:04:40) Sen sadece boşluk olmuştun sanki. Şaşkındık, tüm umutlarımızı toplamış sana ulaşmaya çalışırken yokluğunun o acı boşluğu bitirmişti bizi…

(L) Neste’de yokluğun o acı çölünde can çekişiyorduk, biz divane oluyorduk sen güneş… Seninle oldukça kendimize zarar veriyorduk, belki de, bu yüzden hiç beraber olmadık. Bu gezegenin bilimi kestiremiyordu bizim buluşmamızı; ama sefil kalbimizle biz hep buluşmayı hayal ediyorduk.

Umut. Hep yok olan umut, hala yok…

Kalmadı, takatimiz kalmadı. Sesin kalmadı. Kokun kalmadı. Görüntün kalmadı. Her şeyinle yavaşça silindin hayatımızdan. Kalmadı, hayatımız kalmadı. Güneş hep doğacaktı ama yine de ruhumuz sensizdi.

Boşluk, bizi sana yakınlaştırıyor. Boşluk artık senin temsilin… Boşluk, yenilgimizin sembolü… Hayatımızda ki yerin. Sen çekildin hayatımızdan ve şimdi sıra bizde, seni hayatımızdan çıkarmalıyız…

Muhammed Medeni Baykal
09 Şubat 2008 Cumartesi 04:10:43
gece