2 adet yorum aldı

Nesterosa / I

Dream Raider //, 23 Mart 2008 saat 23:17'de yazdı.

Kategoriler: Edebiyat, Kişisel, Nesterosa

Nereden geldiği belli olmayan bir çığlık patladı içinde. Sensiz ve acıtan… Geçmişin gözlerine dolandı. Tek mülkünmüş gibi ölesiye koruduğun, amaçsız ve umutsuz bir hayattı seninki! Daha ilkokuldan belli değimliydi hayalperestliğin?

En başından beri bilmiyor muydun, zaman geriye akmazdı. Her şeyin içindeki savaşın bitmesi ile başlayacağını bilmiyor muydun? Seviyorum mu yalandı, sevmiyorum mu? Daha kendine bile dürüst değilsin, yazık sana!

Sen kendini kandır. Artık bir değer ifade etmiyorsun. Sırrını kendine itiraf edince her şey düzeldi mi? Hayat seni kurtardı mı? Kabullen dostum, sen bittin…

Tam da yaşamaya başlayacakken, bitirmekten nasıl bir zevk aldın? Hâlbuki bir daha denemeyecektin. Kendini –en ufak hücrene kadar- esir gibi hissettiren bu sır, seni bitirecek…

En mutlu anın hangisiydi, ya da onun yanında olduklarından hangisiydi…

Rahatladığını düşünürken sen, seni yok edebilecek yeni bir aşka hazır mıydın? Kendine verdiğin sözleri nasıl unutursun? Aldattıkların arasına kendini de koymak seni rahatsız etmiyor mu?

Onda, o gözlerin sahibinde ne var? Onlarda ne var? Onda ve Merve’de ortak olan ne nedir ki seni kuşatıyor? Kurtulamazsın, kurtulamıyorsun… Peki, ama hiç denedin mi bırakıp gitmeyi, unutmayı? Kurtulamazsın, kurtulamıyorsun çünkü hiç denemedin ve denemeyeceksin…

Sen Nesterosa’yı severken sanki bilmiyorsun; haritalanmamış bir okyanusta yüzerek (var olduğu bile bilinmeyen) bir adayı bulmaya çalışken boğulabilirsin.

Aslında klasik aşk belirtileri, adı yerine takma ad kullanıyorsun, onu melek gibi yüceltiyorsun; ama soru hiç sorulmuyor: Peki, ya Nesterosa diye birisi hiç olmamışsa? (17.12.2006 21:21.25)

Sen söyleyebilir misin, en mutlu anın hangisiydi? En güzel anında bile ağlamak isteyen sen değil miydin? Kendine itiraf etmeyi “becerebildiğin” şeyi hatırlamıyor musun; gitmeseydi sevilmezdi. Yoksa hatırlamak mı istemiyorsun?

En uzun yazı kimin için yazıldı, en uzun yalan kimin için söylendi? Bir dostluk yalanıyla nasıl herkesi kandırabildin senelerce? Kandırılanlar arasında sende var mıydın? 

 

Neden en başında gerçeği söylemedin? Her şeyin birbirine girmesi mi gerekiyordu? Yaşaman için, ölümün mü gerekiyordu? Kabul et, her şeyin en sonuna koyacak bir noktanın kalmadığı fark ettiğin zaman sen çoktan bitmiştin… - İstediğin bu muydu? Nesterosa hâlâ suskun, Bilmiyor ki; susuşunda kara delik var… Bilmiyor ki kendimizi kaybettiğimiz yerde; onu buluyoruz… Ne zaman nefes alsan, gözleri aklında değil mi? Alıp verdiğin her nefeste bir adım daha uzaklaştığınızı bilmek; ama ölmemek için nefes almak canını yakmıyor mu? Nesterosa gitmeseydi, Nesterosa olur muydu? (26.12.2006 23:36:26)

Dediklerinin, yazdıklarının ve söylediklerinin tutarsız olduğunun farkında değil misin; ama bu hiç önemli değil, değil mi? İnsanların dikkatlerini başka yere çekmek kapatıyor, zaafını… Senden “nokta” istediği zaman, vermemenin sebebi sevgi miydi?

En basit olayı bile bir yalan zinciriyle süslüyorsun değil mi? Gözüne baktığın zaman için geçen tek düşüncenin “kahverengi” olduğu kızlara bile aşk mektubu yazdın… Sen Nesterosa’yı sevseydin, ona yazılmış mektupları kimseye verir miydin? Hayır, sadece kendine ve onlara yalan söylüyorsun…

“Ğerçek” kelimesinin yazdığın hiçbir yazıda olmamasının sebebini nasıl açıklayacaksın? Tıpkı neden kendini ele verdiğin gibi bunu da açıklayamazsın. Nesterosa, senden; her şeyin sonuna nokta koymanı istediği zaman; bir virgülünün bile kalmadığını gördün ve “bittim,” dedin, “artık düşünmekten bile korkuyorum…”

En saf, en temiz duyguları bile kirlettin! Düşünmekten korkmanın sebebi, sevgi miydi; yoksa yalan söyleme korkusu mu? Sen kendine bile dürüst olamadın ki, şimdiye kadar kaç kızla çıktın ve kaçını seviyordun?

Rahatsız mı oldunuz, sorularımdan? Yalan söylerken, pek bir rahattınız ama… Şimdi susun ve cevap verin, hangisi gerçekti; dostluk mu, aşk mı yoksa hiç birimi? Nesterosa’ya beslediğin şey neydi…

Sen, Nesterosa’yı seviyorsan; Rüya Denen kimdi peki?

İnsan ne kadar da çok yalan söyleyebiliyor değil mi?

Zahmet etme kendini savunmaya, herkes gibi bende biliyorum senin suçsuz olduğunu. Çünkü “tüm suç zaten Cezmi’de” havasında vitamin almakla meşgulsün. Suç hep bir üçüncü kişideydi. Filmin en güzel yerinde görüntü kayıyordu ve tüm suç zaten Cezmi’deydi…

Seni sevene mi giderdin? Hayır, sen bencilsin, bu da her şey gibi yalandı. Büyük bir yalan… Sen seni sevene de girmedin…

İnsan ne kadar da çok yalan söyleyebiliyor değil mi?

Neredeyse tüm yalanların sonuna geldik. Tüm cevapları bu paragrafın ilk harfi ile bitirdik. Yazılan her şeyin bir yalan mı; yoksa gerçek mi olduğunu anlayabilenler mutlaka vardır; üzülme…

Bir daha yazı yazabilecek misin? Bir daha yazı yazacak mısın? Bir daha sevecek misin? Bir daha, bir daha olacak mı? Yalanlarının iskambilden kalesini yıkarken; içinde vahşi bir tat var değil mi? Şair eksik söylemiş; vahşi bir tadı olan tek şey ayrılık değil, yalanın da vahşi bir tadı var!

Muhammed Medeni Baykal
28 Temmuz 2007 Cumartesi  03:36:42
gündüz


2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5


Yorumlar

Yorum yaz

Yazi hakkinda ne dusundugunuz, benim icin cok onemli. Lutfen bir iki cumle de olsa yorum yaziniz...


(Gravatar simgesini gösterecek)






  Günlüğümden bır yazıyı alıntılamadan önce, telif bilgilerini okuyun...

Telif Bilgileri

Son 3 Yazım

Etiket Bulutu

Son 5 Yorum

Comment RSS
Bu sitenin tüm içeriği, yazarinin görüşlerini yansıtmaktadır. Başka hiçbir kurumu ya da kuruluşu bağlamaz.
Site ve içeriğinin içeriğinin her hakkı Muhammed Medeni Baykal'a aittir, kaynak gösterilmek şartı ile alıntı yapılabilir.
Bu döküman en iyi, Internet Explorer 8 Beta 2 ile izlenir. Fırefox 3.0 ile de izlenebilir...
Bu site BlogEngine.NET ile gücüne güç katıyor.