3 adet yorum aldı

Süreksiz Duygular

Dream Raider //, 24 Temmuz 2008 saat 03:22'de yazdı.

Kategoriler: Edebiyat, Kişisel

Boşluk sevgimin kalıbına oturuyor. Geçen her saniye daha fazla acı getiriyor. Sensizliğin unutturduğu sevinçleri günler uzaklaştırıyor. Sana yaklaştıkça, silikleşiyorsun. Boşluk sevginin kalıbını alıyor ve zaman yok oluyor. Hiç bir yerde olamıyorum, hiç bir yere gidemiyorum. Her şeyden sonra varlık sıfatlarımın başına “hiç” geliyor…

Uzak diyarlarda dostlukları istismar edenleri asarlarmış. Tüm varlıkları ile sonsuz yokluğa gönderirlermiş. Üç senelik bir kısmi-dostluğu katleden ben’e bir ceza bulamıyorum. Tam da atlayacakken denize, “dur” diyor bir ses, daha cezanı çekmedin.

Onca sessizlikten sonra senden hiç bir şey istemiyorum. Sen noktayı koydun ve artık yoktum senin için. Hayır, seni istemiyorum. Mutlu bir son istemiyorum. Çünkü o zaman biter bu aşkın büyüsü ve kendimi astıramam uzak diyarlar ülkesinde.

Kızdığımda, sen suçlusundur. Giren kramplardan sen sorumlusundur. Her fırsatta seni yere vuruyor ama çizemiyorum hatıranı. Geçmişe o kadar, kenetlisin ki. Beni o kadar iyi anlıyorsun ki… Lise bir çömezinin eliyle yazılmış, bir günlük sayfasından bile gerçekleri çıkartabilmiştin. Daha ben bile, seni sevdiğimi bilmezken, sen benden uzaklaşıyordun ve “ben sana uygun değilim,  heybetim altında ezilirsin” diyordun. Anlamıyordum. Sen suçluydun! Bir dostluğa gölge düşürüyordun, selam vermiyordun. Yetersiz aklımla anlayamıyordum ki…

Onca zaman sonra sadece bilmen için yazıyorum sana. Bu bir vicdan rahatlatma. Belki gelirsin umudu bu. Seninle ilgili hiç bir düşünceyi kirletmediğimi sana anlatma çabası. Ben hâlâ yaşıyorum, ölmedim haykırışı… Sırf senle karsılaşma umuduyla Fatih caddelerinde dolaştığımızın itirafı. Bir gülümsemenin bile haftalar süren mutluluğun sebebi olduğunu sana söyleme fırsatı.

Bu yazı giderek edebiliğini kaybederken kendimi yazmaktan alıkoyamıyorum. Aylarca düşünüp ancak başlayabildiğim bu yazının basından kalkarsam, devam etme cesareti bulamam diye korkuyorum. Sana senden sakladığım her şeyi anlatmak istiyorum ama hala bir cesaretsizlik ile kaplı içim ve dışım. Önce Merve ile seni etkilemeye çalıştım, başaramadım…

Oysa hala aklımda o güzel günler, lise birde benimle otobüs beklemeni bile hatırlıyorum. Sana o kadar şey söylemek istiyorum ki; ama özeline tecavüz etmiş gibi hissediyorum. Benden telefon bile almak istemezken acaba eposta almak ister misin? Almak isteyeceğini farz edip yazmaya devam edeceğim.

Senden özür dilerim Gamze, sana karsı dürüst olmadım; ama senin hakkında kötü bir şey de düşünmedim hiç. Lise bir saflığıyla; bir gün yanına gelip “o serseri Murat var ya Gamzeciğim, senin hakkında pek arkadaş canlısı düşünmüyor; seninle çıkmak istiyor.” demiştim. İstiyordum ki, arkadaşlarını ve arkandan iş çevirenleri bil; böylece kendimi gizleyebilecektim. Sonra Murat ve sen çıkmaya başladınız. Üzülüyordum.

O kadar sansızdım ki, sen çok güzel bir kızdın. Her zaman sana birilileri asılıyordu ve ben ateş yağıyordum bu şehre, kalbimde! “Oysa, ” diyordum. “ben onu kişiliği için seviyorum”. Birileri ile çıkmadığın zamanlarda beni takmasan da sineye çekebiliyordum.

Her zaman değil tabi. Bir gün yine patlamıştım. Seninle konuşmak istiyordum. Sınıfına geldim, sana bir şey diyecektim ki; Duygu hanim “mektup yazsan, biraz isimiz var” dedi. Benliğime ve varlığıma ters geliyordu bu, bir nevi sana olan sevgimi kendime itiraf etmem gerekecekti çünkü. O zeki ben, kendime; senin benimle görülmek istemediğini bir türlü anlatamıyordum.

Görüyor musun, güzelim yazıyı batırdım. Oysa ne güzel yazmaya başlamıştım. Aklımda sana yazmak hiç yoktu. Seni düşünemezdim, adını hiç bir kâğıda yazamazdım. Bu arkadaşlarımın aklındaki Merve imajını çürütürdü. Oysa ben senin gizli ve gizemli kalmanı istiyordum. Seni anlatmadan da duramıyordum ki, sana olan sevgimi Merve’yeymiş gibi anlatıyordum. Hiç isim kullanmadım yazılarımda, o zaman daha rahat yazıyordum.

Hayır, yok yok, etkileyicilik kaygısı taşımayı bırakıyorum. Daha içten yazmaya başlıyorum. İmla hatalarım için de kusura bakma birinci tekil şahısla yazmaya pek alışık değilim, bazen üçüncü çoğul şâhısa kaymış olabilirim…

Sonra bir gün sen, Cuma’yla çıkmaya başladığını söyledin. Pek mutlu olduğum söylenemezdi; ama sen mutluysan bu da benin için yeterli idi. Sana hiç olmayan tecrübemle yardım etmeye çalıştım; ama zaten onunla çıktığın sure içinde sadece iki defa konuşabildik. Aslında, böyle hissedeceğimi hiç düşünmezdim; ama senin ondan ayrıldığını duyunca üzüldüm. Sanki senin acının bir kısmını ben taşımak istercesine somurtkan dolaştım. Çünkü sen üzülüyordun.

Zamanla senin üzüntünü paylaşmaya çalışırken bile çekinmeye başladım, çünkü sana olan duygularım gün ışığına çıktıkça daha fazla suçluluk duyuyordum. En büyük acılarını bile paylaşmayı hak etmiyormuş gibi hissetmeye başladım.

Masum değiliz hiç birimiz. Kötü düşüncelerle, kötü duygularla bu sevgiyi kirletmekten korktum. Hepimizin aklından geçen ama asla itiraf edemediğimiz o kötü düşüncelerden uzak durmaya çalıştım. O kadar paranoyak olmuştum ki seni düşünmeye bile korkmaya başlamıştım. “Bir aşkı yârin ak teni kirletir” demiş şair, sanırım Yunus Emre. Seni sakınmaya başladım. Yine de dalıp gidiyorduk, gözüne kaşına…

Aslında sana ve Merve’ye çok şey borçluyum. Merve sayesinde ilkokulda hiç kimse ile çıkmadım. Senin sayende ise lise de. Şuan ikimiz ayrı üniversitelerdeyiz ve ben hâlâ kimseyle çıkmadım.

Bu, kader sanırım. O kız bana asık, ben ona bakmıyorum ve bana takılmasını istemediğim için ona hiç iyi davranmıyorum. Umut beslemesin. Ben sana asığım, ama sen benim sana takılmamı istemediğin için bana hiç iyi davranmadın. Umut beslemeyeyim. Sen ona âşıksın… Aşk kavuşmayınca güzel herhalde Gamze…

Ne yapayım Gamze, herkesi kendim gibi zannediyorum. Umutlanmamam için benden uzaklaşınca seni daha çok seviyorum. Çünkü öyle ya da böyle beni düşündüğünün farkına varıyorum.

İnsanlar varlıklarını başkalarına dayayıp, var olduklarını hissetmek isterler. Ben birileri tarafından seviliyorsam, değerliyim; değerliysem var olmayı hak ediyorumdur. Öte yandan birileri tarafından sevilmiyorsam, değersizim; değersizsem var olmayı hak etmiyorumdur. Var olmak kadar tatlı bir şey yok Gamze, o yüzden tüm bu cabalar.

Sana burada yazanlardan başka bir şey söyleyemeyecekmişim gibi hissediyorum; o yüzden yazdıkça yazmak istiyorum. İste ikinci sayfa da bitti; ama korkuyorum işte, uzunluğundan üşenip, okumadan sileceksin diye. Daha da yazmak istiyorum, anlatmak. Senelerin sessizliğini bir kaç harfle daha tükürmek istiyorum.

Seni kazanmak için ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Bende ne dokuz ay peşinden koşacak kendine güven var ne her daim sana serenat yapacak yüz. Ben yalnızca pasif bir seviciyim ve bu da bir aşk mektubu değil çünkü biliyorum seni kaybetmem için yapmam gereken tek şey aşk mektubu yazmak.

Eğer buraya kadar okuduysan, sana teşekkür etmek istiyorum. Büyük ihtimalle çok fazla sıkıldın. Hatta buraya kadar seni tutan nedir bilmiyorum. Sadece bundan sonra sana yazmamı istemeyeceğini bildiğim için, uzattım biraz. Farkındaysan ha kapattım; ha kapatıyorum paragrafları bile yarım sayfa sürdü. Birincilik ödülün için seni kutlarım Gamze.

Muhammed Medeni Baykal
5 Haziran 2008 Perşembe
23:28:58


3 kişi tarafından 2.3 olarak değerlendirildi

  • Currently 2,333333/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5


Yorumlar

Yorum yaz

Yazi hakkinda ne dusundugunuz, benim icin cok onemli. Lutfen bir iki cumle de olsa yorum yaziniz...


(Gravatar simgesini gösterecek)






  Günlüğümden bır yazıyı alıntılamadan önce, telif bilgilerini okuyun...

Telif Bilgileri

Son 3 Yazım

Etiket Bulutu

Son 5 Yorum

Comment RSS
Bu sitenin tüm içeriği, yazarinin görüşlerini yansıtmaktadır. Başka hiçbir kurumu ya da kuruluşu bağlamaz.
Site ve içeriğinin içeriğinin her hakkı Muhammed Medeni Baykal'a aittir, kaynak gösterilmek şartı ile alıntı yapılabilir.
Bu döküman en iyi, Internet Explorer 8 Beta 2 ile izlenir. Fırefox 3.0 ile de izlenebilir...
Bu site BlogEngine.NET ile gücüne güç katıyor.